• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/TrabzonBasket
  • https://www.twitter.com/TrabzonBasket
  
Üyelik Girişi
Bölümler

İsmail Alkan

İsmail Alkan
SEZON ANALİZİ
15/06/2017
   

 
SEZON ANALİZİ

 KAYIP SEZON 2…

Eurochallenge finali oynadığımız sezonun devamında beklentiler yükselip hedefe de varamayınca camiada haliyle bir hayal kırıklığı oluşmuştu.

İlgili sezona da “Kayıp Sezon” adını vermiştik.

Devamındaki yeni sezonda ise Rus milli takımının koçu Bazarevich ile anlaşan Trabzonspor,  geçmiş sezondan da ders alarak 2016-2017 sezonuna yeni heyecan ve yeni hayallerle başladı.

Koç Bazarevich’in bilindik basketbol felsefesi ile bizlere verilen tempolu ve göze hoş gelen basketbol vaadi, yani aslında biraz da Karadeniz insanının yapısına uygun olan bu felsefe bizi ve camiayı da heyecanlandırmaya yetti.

Finansal anlamda da geçmişten ders alan Trabzonspor, yeni sezon bütçesini kısıtlı ve dar bütçeyle oluşturup çoğu ekonomik oyuncularla da harmanlayınca  bir anlamda  ilk kez sürdürülebilir basketbolun adımlarını da atmış oldu.

Buradaki en büyük ve ikinci devre neredeyse hareket edemez hale gelecek olan kulübün handikapı ise geçmişten gelen ve sürekli artarak devam eden borç yüküydü.

Bu tabloyla sezona giren Trabzonspor, Büyükçekmece maçındaki 28 sayılık farklı mağlubiyet ile başlayıp devamında da galibiyet yüzü görmeden 4 maç daha kaybederek sezona 5-0’lık mağlubiyet serisi ile başladı.

Ancak takımın geç kurulması ve koç Bazarevich’in de Rus milli takımından geç dönmesi gibi bahaneler yönetim, kadroyu oluşturan Bazarevich ve Mala için sezon başındaki bu kötü başlangıca bir anlamda mazeret ve kalkan oldu.

İlk 5 haftalık mağlubiyet serisinden sonra toparlanan takım, bize vaat edilen tempolu ve keyifli basketbolu oynamaya başlayıp bu keyifli basketbolu da galibiyetlerle süsleyince az da olsa geleceğe dair umutlarımız da artmış oldu.

En azından bize vaat edilen play-off ihtimali ve en önemlisi de geleceğin iskelet  kadrosunun oluşması anlamında.

Bunların emarelerini de ilk devre canlı olarak salonlarda seyrettik.

Koşan, mücadele edip pes etmeyen bir takım vardı artık karşımızda. Ve bu takım Efes, Beşiktaş, Yeşilgiresun ve Uşak maçları dahil, ilk devre kaybettiği maçların çoğunda son toplarla galibiyetten oluyordu.

Ve mağlup olduğumuz bu maçlarda bile bizlere izlettiği keyifli maçlar için takımımızı ayakta alkışladık.

Ancak ne olduysa ikinci devre oldu ve kulüpte yaşanan maddi sıkıntılar oyunculara yansıyınca idman boykotları, maça çıkmama ve şehri terk etmelere varacak kadar ileri giden sıkıntılarla gündeme gelmeye başladık.

Bunların üzerine süreklilik haline dönüşen sakatlık problemleri de eklenince sıkıntılı süreç daha da hızlanır oldu.

Elbette bu sıkıntılar da mağlubiyetlerin sıradanlaşmasına yol açarak küme düşme potalarına kadar inen bir sürece vardı.

Sonuç olarak planlama eksikliği ve bütçe yetersizliğine başarısız kadro mühendisliği de eklenince sezonu küme düşme potasının biraz üzerinde tamamladık.

Sezonun kısa özeti ise iki devre iki farklı Trabzonspor olarak karşımıza çıktı. Tıptı siyah ve beyaz gibi.

Bu sezona da geçmiş sezonun devamı olarak “kayıp Sezon 2” başlığını atarsak abartmamış oluruz.

 BİZE KAŞIKLA, DİĞERLERİNE KEPÇEYLE

Önce altını çizelim. Trabzonspor’un en zor döneminde gelen ve verdiği destekle önce lige çıkmasında, devamında da ligde kalmasında ciddi payı olan Medical Park’ın hakkını ödeyemeyiz.

Ancak Başkan Hopikoğlu son POTA ARKASI programımda yaptığı açıklama ile Medical Park’ın Trabzonspor Basketbola yıllık 1,5 milyon TL verdiğini söyledi.

Evet az da olsa Trabzonspor’a yıllardır kaynak akıttı ancak verdiği bu rakam ile aldığı reklamın geri dönüş karşılığını kıyasladığımızda ortada çok ciddi bir uçurum var.

Çok basit bir anlatımla; Trabzonspor’a sponsor olmadan önce Medical Park’ı kaç kişi biliyordu sorusunu sormak yeterli.

Galatasaray’a 3 milyon Avro veren Medical Park, Trabzonspor’a 1.5 milyon TL veriyor ve diğer kulüplere verdiği sponsor desteği bize verdiğinin en az 3-4 katıysa durup düşünmekte fayda var.

 BORÇ KAMBURU VE İTİBAR

Mehmet Yiğit Alp’ten devralındıktan sonra koyulan üst düzey hedeflerle kulübün borcu her yıl katlanarak artmaya devam etti. 4 milyon TL transfer yasakları olmak üzere şu anda konuşulan rakam 12 milyon TL civarında. Ve bu rakam, çok ciddi bir yük olduğu kadar, basketbolumuzun geleceği için de tehlike demektir.

Medical Park’ın verdiği yıllık 1.5 milyon TL devede kulak misali. Aradaki farkın bir bölümünü Abiş Hopikoğlu, Muharrem Usta ve Trabzonspor kulübü karşılamasına rağmen her sezon açık vermeye devam ettik ve sonunda tıkandık.

Acı olan ise bu kulübün hala daha Doğan Hakyemez ve Taner Günay gibi isimler başta olmak üzere, neredeyse bu kulüpte forma giyen her oyuncuya borçlu kalmasıdır.

Doğru söylemek gerekirse bu borç yüküyle bu kulübün geleceğe sağlam adımlarla yürümesi mümkün değildir. Yürütürsünüz ancak bu sezon olduğu gibi devre olmadan tıkanır ve nefes alamaz duruma gelirsiniz.

Bir başka önemli nokta da gerek ülke ve gerekse de ülke dışındaki basketbol kamuoyunda oluşan negatif itibarımız. Bu negatif itibarla hem oyuncu getirmekte zorlanırsınız, getirseniz bile yüksek bedeller ödemek zorunda kalırsınız.

Yani bir anlamda oyuncu maliyetleriniz otomatikman diğer takımlardan çok daha yüksek olacaktır.

Sonuç olarak bu kısır döngü ile sağlıklı ve sürdürülebilir bir basketbol organizasyonu yapma şansınız yok denecek kadar azalır.

Yapılması Gereken: Öncelikle güçlü bir sponsor ve gerçekçi bir bütçe ortaya konularak geçmişle hesaplaşılması gerekir.

Devamında da gelir gider dengesi gözetilerek oluşturulan bu bütçe doğrultusunda hayali hedeflere yönelik değil, gerçekçi hedeflerle donatılmış mücadeleci bir takım ortaya çıkarılmalı. Ve bu takımın ana parçaları da geleceğin iskeletini oluşturmalı.

Bunlar kısa vadeli sportif başarı anlamında belki ilk dönemde meyvelerini vermeyebilir ancak doğru işleri nakış gibi sabırla birleştirdiğiniz zaman geleceğe emin adımlarla yürüyebilirsiniz.

Geçmişle sabit olduğu üzere, mevcut yapılanma ile bu söylediklerimizin ne kadarı hayata geçirilip başarı yakalanabilir o’da ayrı bir  muamma.

 GELECEĞE YÖNELİK NASIL BİR KOÇ?

Yaşanan bütçe ve borç problemleri nedeniyle gelecek ve devamındaki sezonlarda üst düzey hedefler koyulamayacağı için yabancı koçlara olumlu bakamıyorum.

Trabzonspor’u ve camiasının beklentilerini bilen, geleceğe dönük hedefleri olan, gerektiğinde ucuz yabancı oyuncu portföyü bulunan ve fırsat bulduğunda da altyapımıza kol kanat gerebilecek yerli koçlardan yanayım.

Bu bağlamda, ekonomik anlamda da kulübü çok zorlamayacağına inandığım koçlar elbette vardır.

Yeter ki güvenip tüm camia olarak arkasında durarak basketbolumuzu yeniden inşa edelim.

 ALT YAPI…

Mevcut yönetimin alt yapı olarak son 3 dönemine baktığımız zaman oldukça sıkıntılı ve günden güne arka plana itilmiş gibi gözükse de, geçmiş dönemleri baz aldığımızda en verimli ve en sağlıklı organizasyonuna imza attıklarını söyleyebiliriz.

Personel ve antrenör yetersizliğine eklenen maddi sıkıntılara rağmen spor okulundan başlayarak Gelişim takımına kadar bir sürü kategoride çok değerli bir organizasyon yürütülüyor.

Organizasyonun içeriğinde yaşanan aksaklıkları ve eksiklikleri elbette eleştirebiliriz bu ayrı konu ancak bugün üst düzey kulüplerin organizasyonuna benzer bir organizasyon yürütüldüğünü es geçersek kulübe ciddi haksızlık ederiz.

Çünkü bu organizasyon şu ana kadar milli takımlara 2 oyuncu verirken, 2-3 oyuncumuz da milli takımlar hazırlıklarına davet edilmiş durumda. Artı olarak bugün 2-3 oyuncumuz yeterli olmasa da A takım seviyelerine kadar çıkmış durumda.

Ağır aksak ilerleyip burada da belli revizyona ihtiyaç duyulsa da basketbol geleceğimiz adına altyapıya yapılan  bu yatırımlar için kulübe teşekkür etmek gerekiyor.

Teşekkür etmek gerekiyor ki bu yatırımlar artarak devam etsin.

Devam etsin ki bizler de futbola boğulmuş değil, basketbol kültürü ile yoğrulmuş sağlıklı nesiller ve genç bireyler yetiştirebilelim.

 USTA, EKİBİ VE BASKETBOL

Başkan Muharrem Usta,

Başkan Yardımcısı Mehmet Yiğit Alp,

Genel Sekreter Gençağa Meriç,

Gökhan Saral, Coşkun Bülbül, Özer Bayraktar ve Yiğit Oğuz Duman.

Bu arkadaşlarımızın tek bir ortak özellikleri var. O’da Trabzonspor basketboldan mevcut Trabzonspor futbol yönetimine çıkış yapmaları…

Basketbol bu arkadaşlarımız için bir anlamda anahtar vazifesi gördü.

Günümüzde ise basketbol kulüpleri kadrolarını oluştururken, maalesef bizde ise her sezon olduğu gibi belirsizlik ve endişe hakim.

Sanki basketbol görevini yapmış ve kenara atılmış gibi.

Basketbolda yaşanan sıkıntılı süreç ve  geleceğe dair endişe ile karışık belirsizlikleri en iyi bilmesi gereken isim ise taraftarların kendisine “Efsane” lakabı taktığı eski başkanımız Mehmet Yiğit Alp’tir.

Ve günümüzde basketbol hala daha bu endişe ve belirsizliğin girdabında can çekişiyorsa bu ayıp bize değil, yukarıdaki tüm isimlere aittir.

Basketbolda yaşanan sıkıntıları futbolda yapacağınız iki transferle geçiştirip unutturabilirsiniz ancak basketbol tarihi bunu asla unutmaz. Hatta basketbol arşivlerinde yerini alarak sonsuza dek yazacağından da emin olabilirsiniz.

Demem o ki; ilk göz ağrınız olan basketbolumuzu lütfen ama lütfen görmezden gelmeyin ve hak ettiği yere taşıyın. Taşıyın ki basketbol tarihimiz de sizin bu güzelliklerinizi yazsın.

 NBA PROJESİNİ BEKLİYORUZ

Trabzonspor’un geçtiğimiz sezon NBA takımlarından Utah Jazz ile bir projesi olacak ve bu proje doğrultusunda Utah Jazz’ın bazı oyuncuları gelişimleri için bedelsiz olarak Trabzonspor’a gelecekti.

İlgili projenin görüşmeleri için Nihat Mala’nın ABD’ye gittiği ve detayları görüştüğü belirtilmiş ama ne olduysa bu proje sadece söylem olarak kaldı.

Geç olsun temiz olsun.

İlgili proje Trabzonspor’un maddi olarak sıkıntı yaşadığı bu dönemde ilaç gibi gelecektir.  Haliyle biz de bekliyoruz.

abiş hopikoğlu başkan ile ilgili görsel sonucuKONGRE VE YENİ YÖNETİM

Saner Ayar ve Celil Hekimoğlu döneminde Basketbol kulübü ayrı bir yapı olarak ortaya çıktığından beri her sezon kongre yapılır ve yönetim yenilenirdi.

Yönetimlerin her sene yenilenmesi elbette doğru değil ancak hedefler ve bütçelerde yaşanan sıkıntılar bu değişimleri biraz da zorunlu hale getirmişti.

Üçüncü yılına giren Abiş Hopikoğlu başkanlığındaki Trabzonspor basketbolda en son 2 sene önce kongreye gidilerek Muharrem Usta ve Abiş Hopikoğlu tarafından mevcut yönetim oluşturulmuştu.

Ancak bu geçen 2 yıl süresinde ayrılan ve zorunlu istifa ettirilen isimler olduğu gibi, kağıt üzerinde olup kulüple hiçbir bağı kalmayan, hatta dışarıda kulübün aleyhine bile icraatları olan yöneticiler olduğunu biliyoruz.

Böyle bir yönetimsel yapı da kulübün organizasyon gücünü yok ettiği gibi, kulüp küçülmeye ve hatta en basit organizasyonları dahi yapamaz duruma gelir.

Örneğin; sezon başında Yusuf Güney’in arkadaşına yaptırdığı söylenen fakat hiçbir işlevi olmadığı gibi, günümüzde kapalı durumda olan resmi web sitesi.

Bir başka örnek ise alt yapı takımlarımızın tek bir deplasmanına dahi eşlik etmeyen, hatta bu takımların deplasmana nasıl gittiklerinden dahi haberleri olmayan yöneticiler gibi.

Hal böyle olunca yeni ve heyecanlı yüzlerden oluşan, alt ve üst yapı ile ilgilenebilecek, aynı zamanda da icracı bir yönetim kurulu ihtiyacı fazlasıyla hasıl olmuş durumda.

DİP NOT: Yönetimlere isim önermek gibi bir huyum yok ancak eğer yeni bir yönetim oluşacaksa Başkan Hopikoğlu Mehmet Yiğit Alp’in ekibinden olan Ertuğrul Doğan’ı ne yapıp edip yönetimine alsın.

 YENİ SEZON YENİ YAPILANMA…

(HOPİKOĞLU KARAR VERMELİ)

Kulüp organizasyonu penceresinden baktığımız zaman her sezon  geriye doğru gittiğimizi görüyoruz.

Kulüp içine kapanarak şehirle bağlarını koparmış. Yani şehirle hiç bir iletişim, tek bir bilgilendirme toplantısı, tek bir organizasyon ve haliyle de bütünleşme yok. Basketbolun tabana ve gençlere yayılması anlamında da zaten hiçbir faaliyet yok. Bu listeyi uzattıkça uzatırız.

Malum Ramazan ayındayız. Ve çok basit bir örnek vermek gerekirse; geçmişte her ramazan ayında basketbol ve basın camiasına iftarlar verilir, fikir alışverişleri yapılır ve bir anlamda kaynaşma sağlanırdı.

Bu basit organizasyonu bile organize edebilecek bir yapı yok ortada.

Bunları organize edip yönlendirecek olan yönetimdir ancak bu organizasyonları projelendirip hayata geçirmek, yani bir anlamda yönetimi de harekete geçirmek elbette ki profesyonellerin işidir.

Şimdi soruyorum. Bu kulübün ciddi maaşlarla çalışan profesyonelleri idman seyredip takımla deplasmanlara gitmekten başka ne yaparlar acaba?

İşin özeti, aradan yıllar geçmesine rağmen basketbol anlamında hala daha taş üstüne taş koyamadıklarının koca bir remi var ortada.

Bir başka deyişle kulüpte, “Konuşmayın, eleştirmeyin, fikir üretmeyin, hataları dillendirmeyin, hiçbir şeye karışmayın ve sadece gidip bankamatikten maaşınızı alıp keyfinize bakın” tarzı bir yapı oluşmuş durumda.

Artık başkan bir karar vermeli.

Ya bu ekibin tamamını yenileyerek yeni yüzler, yeni bir organizasyon ve yeni bir heyecanla geleceğe yelken açacak, ya da önümüzdeki sezondan itibaren kendisine yönelecek olan eleştirilere göğüs germek zorunda kalacak.

Bizden söylemesi.

 KULÜP ALEYHİNDE ÇIKAN HABERLER

Son dönemde enteresan bir şekilde basketbol kulübünden sızdırıldığı belli olan bir takım “Özel” haberlere şahit olmaya başladık.

Buna söyleyebileceğimiz tek söz Muharrem Usta’nın son twitter paylaşımı olur; “Kahpe içeriden olunca kapı kilit tutmaz oğul”

Ve tabii ki Nihat Mala ile ilgili sızan “Özel” haberler.

Nihat Mala’da haklı olarak bu haberlerin kimler tarafından sızdırıldığını öğrenmeye çalışıyormuş.

Sayın Mala suçlu arayacağına organizasyonun eksiksiz ve sağlıklı olmasına özen göstersin ki bu tarz eleştiriler de kendisine yönelmesin. Ayrıca kimler diye çok merak ediyorsa önce sağına, sonra da soluna bakması yeterli.

 ABİŞ BAŞKANI NEDEN AĞIR ELEŞTİRMİYORMUŞUM?

Son dönemde Abiş Hopikoğlu’nu neden ağır şekilde eleştirmeyip yerden yere vurmadığıma dair merak salanlar olmuş.

Öncelikle belirteyim ki biz eleştiriyi basketbolumuzu yıkmak için değil, dersler çıkarılsın diye yaparız. Tıpkı Saner Ayar ve Mehmet Yiğit Alp dönemlerinde olduğu gibi

Yani kişilere sahip çıkarken aslında basketbolumuza sahip çıkıyoruz. Bu ince çizgi bilinsin isteriz.

Ayrıca belki de bizden bile daha çok Trabzonsporlu olan Hopikoğlu bu işi bıraktığı zaman basketbolumuzu sahiplenecek ikinci bir Hopikoğlu çıkmayacağını da biliyoruz.  Bunu da bu kesimlerin iyice bilmesini isteriz.

 MALA’YA TEŞEKKÜR

Kendisi çok eleştirdiğimiz bir isim ancak kulübün ekonomik anlamda sıkıntı yaşadığı dönemlerde bazı zaruri organizasyonların giderlerini bir genel menajere yakışır şekilde kendi kredi kartıyla çözmüş.

Her türlü eleştiriyi yaparken bu tarz güzellikleri de paylaşmamız gerek.



KISACA SEZONUN EN’LERİ…

EN DEĞERLİSİ: Calep Green 

Kendisi yabancı ve hatta müzmin sakatlık problemi olmasına rağmen takımda en fazla süre alan oyuncumuz oldu. Yaşanan onca maddi sıkıntıya rağmen gıkı çıkmadı. Özetle Profesyonelliğin tam karşıtı olan Calep Green takımın en değerli oyuncusu ünvanını fazlasıyla hak etti.

EN EMEKÇİSİ: Malcom Lee 

Markovic’in Kulig takıntısı gibi Bazarevich’inde Lee takıntısı vardı. Ve sürekli itilip kakılmasına rağmen tıpkı Kulig gibi hiç küsmeden duruşu ve profesyonelliğinden asla taviz vermeden forması için elinden gelenin fazlasını parkeye yansıttı. Koçun pek fazla gözüne giremese de Malcom Lee bizim için takımın en emekçi oyuncusu ünvanının sahibidir.

EN YERLİSİ: Erol Can Çinko 

Bir yerli oyuncudan alabileceğiniz verimin tam karşılığı nedir derseniz Erol Can Çinko derim. Yerli rotasyonunun yok derecede olduğu takımda kendisi nokta isimlerin başında geldi. Tebrikler Erolcan.

EN VEFASIZI: Mustafa Baştürk 

Oyuncu ve en önemlisi insan yetiştirmek için altyapıya ciddi paralar akıtıp yatırım yaparsın. Bir okul gibi eğitir ve büyütürsün. Tam verim alabileceğin döneme geldiğinde ise bu kadar emek ve yatırım yapan başkana bile haber vermeden sezon sonu kulübünü değil, kendi geleceğini düşünerek seni yetiştiren kulübünü terk edersin. Hal böyle olunca “En Vefasız” ünvanını da Mustafa Baştürk’e takdim ettik.

EN KÖTÜSÜ: Nihat Mala ve Ekibi

Bir “Kültür” sporu dediğimiz basketbolu Trabzon gibi futbolun beşiğinde yeşertip filizlendirmesi gereken Nihat Mala ve ekibi, kulüpte sigorta vazifesi görecek bir ismin de olmamasından istifade tam tersi bir durumla şehirden koparıp kendilerine ait bir basketbol organizasyonuna çevirerek tüm camianın tepkisini çekmeyi başardılar.

Felaket kadro mühendisliği de işin tuzu biberi oldu elbet. Bu pencerelerden baktığımızda sezonun değil, sezonların en kötüleri bu ekip oldu dersek abartmamış oluruz.

EN GEVEZESİ: Bazarevich 

Geçmiş koçların tam tersi bir grafik çizen koç Bazarevich, gerek Rus ve gerek Türk basınına verdiği aykırı demeç ve serzenişlerle kendisinden bayağı söz ettirmeyi başardı.

Bu bağlamda koç Bazarevich bu sezonun en geveze ismi oldu.

EN PLANSIZI: Yönetim 

Sezonun özellikle ikinci devresinden sonra yaşananları gördüğümüzde bütçe ve planlama anlamında yeterince özen gösterilmeyip önlem alınmadığı için mevcut yönetim bütünlemeye kaldı diyebiliriz.

EN GARİBANI: Alt Yapı 

Üst düzey basketbol kulüplerinin altyapı organizasyonlarında görev yapan hoca ve personel sayılarını Trabzonspor ile kıyasladığımızda; 4-5 kişi ile yürütülen bizim organizasyonumuz en gariban kulüpler arasında sıralanırken, karşılığındaki üretimi ile 

de tam tersi tüm kategorilerde mükemmel işler çıkardı.

EN HAYIRSIZI: Malzemeci Zafer 

Zafer kardeşimiz boş zamanlarında zıpkınla balık avlamayı sever. Avladığı Lüferleri de sürekli Mala ağabeyisine taşır ancak bize sözü olan Karagöz’ü ise 3 senedir bekliyoruz. Onun içindir ki Zafer kardeşimizi de sezonun en hayırsızı seçtik.


TAKA Gazete Link İçin TIKLAYINIZ



Paylaş | | Yorum Yaz
1426 kez okundu. Yazarlar

Yazarın diğer yazıları

OYSA ÇOK YAKLAŞMIŞTIK - 21/12/2016
BAŞA DÖNDÜK ! - 07/12/2016
GALİBİYETTEN DAHA DEĞERLİ - 30/11/2016
KEYFİNİ SÜRÜN - 16/11/2016
 Devamı

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın