• Anasayfa
  • Favorilere Ekle
  • Site Haritası
  • https://www.facebook.com/TrabzonBasket
  • https://www.twitter.com/TrabzonBasket
  
Üyelik Girişi
Bölümler

İsmail Alkan
TRABZONSPOR KAZIM’IN NERESİNDE?
08/11/2016

   
twitter.com/ialkan   alkan5361@hotmail.com ( Yazarın Önceki Yazıları )


KEYİFLİ HAFTALARA DOĞRU

Spor Toto Basketbol Süper Ligi 5. Haftasında Galatasaray Odeabank ile deplasmanda oynadığımız karşılaşmadan beklendiği gibi mağlup (90-84) ayrılarak halen galibiyet ile tanışamadık.

Bu mağlubiyet haftalarının görüleceğini önceki yazılarımızda belirttiğimiz gibi, ligdeki mağlubiyet serimiz de 5-0’a çıktı.

Her ne kadar ligde flu bir bir görüntü çizip halen daha parkeye adaptasyonunu tam olarak sağlayamasa da; EL’de kötü gidip, ligde gayet iyi giden Galatasaray’a karşı direnen ve son bölüme kadar oyunun içinde kalan Trabzonspor’u öncelikle tebrik etmemiz gerekiyor.

Ve her ne kadar maçlar topun çemberden geçip geçmediği kısmından yorumlanır olsa da, geçen hafta Daçka maçına ve iki takım arasındaki bütçeleri karşılaştırdığımız gibi, bu hafta da Galatasaray ve Trabzonspor arasındaki bütçe farklarını ortaya koyduğumuzda; parkedeki mücadele ile bütçelerin birbirine zıt bir görüntü çizdiğini de ortaya koyalım.

Yeşilgiresun maçının son periyotu ve son Daçka maçının 3. ve 4. periyotunun bir bölümlerinde ortaya koyduğumuz direnç gibi açıkçası bu maçın da belli bölümlerinde benzer direnci ortaya koyar, maçın son demlerinde ise oyundan düşerek farklı mağlup oluruz diye bir beklenti vardı içimizde.

Ancak Trabzonspor oyuna beklediğimizden de iyi başlayıp 4 periyota yayılan direnciyle bu beklentimizi olumlu yönde boşa çıkardı.

 Özellikle Calep Green’in inatçı savunması, Wright’ın hırsı, Kadzi’nin boyalı alanda istediği toplarla buluşması sonrası tam da beklediğimiz performansı, Hardy’nin kıpırdanması, Lee’nin pas trafiğini ve top paylaşımını iyi yapması, takımın genelinin de 4 periyota yayılan isteği parkeye yansıyınca oldukça tempolu ve keyifli bir karşılaşma izledik.

Bu noktada ortaya çıkan en önemli eksik ise, Galatasaray’ın 9 kişilik daha geniş rotasyonuna karşı, Trabzonspor’un 7 kişilik dar rotasyonu diyebiliriz.

Bu rotasyon eksikliği elbette ki maçın sonlarında karşımıza yorgunluk, bu yorgunluk da hataları beraberinde getirecekti, nitekim öyle de oldu.

Koçun bildik tempolu oyun yapısını oyuncularına benimsetmesini ilk kez maçın genelinde hissettik. Ancak yine koçun dediği gibi, ufak hatalar ve ayrıntılarla maçı kaybettik.

Bu ayrıntıların ortak noktası ve kırılma anı elbette ki rotasyon eksikliği sonucu gelen yorgunluk, bu yorgunluğun sonucunda oluşan konsatrasyon eksikliğine bağlı hatalar zinciriydi.

Ve mağlubiyetin elbette ki en önemli etkeni de kendisine 425 bin USD’lik teklif götürmemize rağmen neredeyse 2 katı paraya Galatasaray’ı tercih eden Blake Schilb’in muazzam performansıydı.

Trabzonspor’un bir başka önemli ve halen daha giderilemeyen eksiği ise çember savunması ve oyun kurucu pozisyonunda yaşanan sıkıntı.

Bu sıkıntılar da kadroya yapılacak olan takviyelerle aşılır da koçun ve bizlerin istediği oyun yapısı parkeye tam olarak yansırsa gelecek haftalarda oldukça keyifli maçlar bizi bekliyor diye düşünüyorum.

 MAĞLUBİYETLERE SEVİNİR OLDUK!

Trabzonspor bizleri her sezon benzer mağlubiyet serileri ile karşılayıp öyle bir noktaya getirdi ki; 20-30 fark yemeyip maçın içinde kaldığımız her mağlubiyete adeta sevinir olduk.

Tıpkı “Galiptir bu yolda mağlup” söyleminin öne çıktığı Galatasaray maçı  gibi…

Ancak bu sefer durum biraz daha farklı.

Sebepleri elbette tartışılır ancak ne olursa olsun karşımızda bütçe kısıtlığı gibi belli sebeplerle geç kurulan bir takım ve Rus milli takımında olması nedeniyle takıma yeni uyum sağlayan bir koç var.

Tabii ki bu sebeplerin ortaya çıkardığı adaptasyon sorununun parkeye yansımasını da makul karşılamak lazım.

Yazının başına geçip toparlamak gerekirse, Galatasaray mağlubiyetine sevindik, sevindik çünkü takım son oynadığı Daçka ve Galatasaray gibi üst düzey takımlara karşı direnç ortaya koyup maçın içinde kalmayı başarıyor.

Takımın ortaya koyduğu bu direnç gelecek haftalara ışık olurken, karşılığını da artık ligde hedefimiz olan takımlara karşı alacağımızı düşünüyorum.

 AMAN DİKKAT…

Öncelikle belirtelim ki Spor Toto Basketbol Süper Ligi her sezon üzerine koyarak çok daha sertleşip zorlaşıyor.

Ve TED’i bir kenara koyarsak çantada keklik tek bir takım bile yok.

Bu gerçekliği kabul edip tarafımıza dönelim.

Çeşitli sebeplerle alınan 5-0’lık mağlubiyetler serisi sonrası artık bizim için lig bu hafta oynayacağımız İstanbul Büyükşehir (İBBSK) maçıyla başlıyor.

Devamında Balıkesir deplasmanında Best ve içeride Tofaş maçı var ve  bu üç maçı kesinlikle kayıpsız geçmemiz lazım.

Ayrıca eğri oturup doğru yazmakta da fayda var…

Bu sezon her ne kadar play-off hedefi konsa da, kulüp tarafından mantıklı bir şekilde düşürülen bütçemiz ve rakiplerimiz arasındaki makasa baktığımızda; bizim rakiplerimiz Darüşşafaka, Galatasaray, Efes, Banvit ve Fenerbahçe değil; bunların dışında kalan takımlar.

Hazırlıklarımızı ve önlemlerimizi buna göre alıp bu maçlardan kayıpsız geçmenin hesaplarını yapmalıyız.

Üst düzey takımlardan alınacak galibiyetler ise “Ekstra” hanemize yazılırken, biz de başımızın üstüne koyarak keyif yaparız.

Yok tersi olur da bu hafta İstanbul Büyükşehir (İBBSK) ile başlayıp Best Balıkesir ile devam edecek olan hedef maç serilerimizde kayıp yaşarsak zor bir süreç ve bu sürece bağlı ciddi sıkıntılar bizi bekliyor demektir, aman dikkat!

 HAFTANIN OYUNCUSU

Mağlubiyetler sonrası haftanın oyuncusu seçimini pek yapmam ancak her ne kadar mağlup olsak da, Galatasaray maçının sonuna kadar oyuna ortak olmamızın ana etkeni olan bu müthiş performansı görmezden gelmemiz kendisine haksızlık olurdu.

Özellikle savaşçı bir duruş sergilediği savunması, tecrübesi, bire birleri, oyunu okuması vs gibi etkenleri üst üste koyduğumuzda; haftanın oyuncusu rozetini Calep Green’e taktık.

İki haftadır üzerine koyarak gelen takımın şu andaki en önemli parçalarından biri durumunda.

Aman nazar değmesin diyelim…

Maçın oyuncusu ise 24 sayı, 9 ribaund, 6 asist, 2 top çalma ve 1 blok ile oynayıp takımına galibiyeti getiren isim olan elbette ki Galatasaraylı Blake Schilb.

 TRABZONSPOR KAZIM’IN NERESİNDE?

Muharrem bey başkan olduktan sonra Trabzonspor’un medya ve özellikle de sosyal medyada gözle görülen bir kıpırdanışı var.

Bunun da son örneği Trabzonspor ile özdeşleşen ismi, şair ceketli çocuk Kazım Koyuncu’nun doğum gününde yayınlanan belgeseli.

Önce hakkı teslim edelim. Mükemmel bir projeye imza atmış Trabzonspor.

Ve eminim ki, tıpkı benim gibi nice Trabzonsporlu arkadaşım da gözyaşlarıyla izlemiştir bu belgeseli.

Bu belgesel üzerine bir eleştiri yazısı yazmak açıkçası hiç içimden gelmedi ancak şöyle de bir gerçek var ki, günümüzdeki Trabzonspor Kazım’ın neresinde?

Önce altını çizelim. Neden Trabzonsporlu olduğunun açıklamasını çok basit bir cümleyle açıklıyordu Kazım;

“Trabzonspor’u tutmak sadece o yörenin çocuğu olmakla açıklanabilecek milliyetçi bir davranış değildir. Benim için Trabzonspor, en güçlülere karşı koyan ve herkesi yenen hayali kahramandı. Öyle bir kahramandı ki statükoyu bile devirmişti.”

Anadolu’nun bağrından kopan Trabzonspor’un geçmişte yaşadığı başarıları ve İstanbul hegomonyasına vurduğu darbe ile ezilen, hor görülen, kendini yalnız hissedenlerin sesi ve umudu olurken, belki de kendisi bile farkında olmadan çok farklı bir misyon üstlenmişti.

İşte Kazım’ın bu kısa cümlesinin altında yatan ana gerçek budur.

Bilmem farkında mı ama Trabzonspor günden güne Kazım’ın bu değerlerinden hızla uzaklaşıyor.

Bir başka deyişle Kazım Koyuncu yaşasaydı eğer günümüzdeki Trabzonspor’un peşinden gider miydi? Eminim ki gitmezdi.!

Neden mi? Örnekleyelim…

Kazım yaşasa HES’lere karşı çıkardı.

Peki siz hiç Trabzonspor’un Karadeniz’in kabusu olan HES’lere karşı çıktığını duydunuz mu?

Bırakın karşı çıkmayı, HES’i yapan kendisi!

Kazım yaşasa Artvin de madene karşı çıkar, gaza boğulan kitlelere öncülük ederdi.

Trabzonspor ise bırakın öncülük yapmayı, Kazım’ın memleketinde yaşanan çevre katliamlarına kör sağır olmuş, görmezden geliyor.

Kazım yaşasa ismi yeşil, kendisi kapkara olan Karadeniz’in yaylalarını Araplara peşkeş çekecek olan talan projesi Yeşil Yol’a karşı çıkardı.

Peki Trabzonspor’un bu ucube projeyle alakalı tek kelam ettiğini duydunuz mu? Etmez, edemez.

Belgeselde çok güzel işlenmiş bir bölüm var. Günümüzde kan ve barut kokan topraklara şarkılarıyla kardeşlik ve Trabzonsporluluk ruhunu ekmişti Kazım…

Ve o coğrafyada kendi temsiliyetinin sembolüydü Trabzonspor…

İnsanın, çocukların, gençlerin yaşamını savunur, Lazlarla Kürtler arasında, Karadeniz’le Güneydoğu arasında köprüydü, kardeşlikti Kazım.

Şimdi bu kardeşliğin neresinde Trabzonspor?

Hadi doğanın yeşilinden sahaların kararmış yeşiline dönelim.

Trabzonspor’un kupası çalındı. Kazım olsa isyan eder, kitlelerin önüne geçerek yürünmesi gereken yere yürür ve hakkımızı arardı.

Trabzonspor ise kupasını çalanları kollayan sisteme bırakın isyan etmeyi, itiraz etmeyi bile yapamayacak derecede teslimiyeti yaşıyor.

Kazım devrimciydi. Trabzonspor ise bırakın geçmişteki devrimciliğini, günümüzde endüstriyel futbolun acımasız çarklarında kendi ezilmişliğini yaşarken, bu çarkların içinde de kaybolup gidiyor.

Bu liste uzar gider.

Son sözüm düzene esir olup Kazım’ın ismini değil, devrimciliğini, çevreye ve doğaya olan saygısını, insan hakları ve özgürlüklerine olan fikirlerini yaşatın, yaşattırın…

Yaşayıp yaşattırın ki, Kazım ve Trabzonspor ismi yan yana geldiğinde bir tarafı eksik kalmasın, karşılığını bulsun. 



TAKA GAZETE LİNK






1453 kez okundu. Yazarlar

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın

Yazarın diğer yazıları

BASKETBOL POKER MASASI! - 26/07/2018
Son yaşananlar adeta poker masasını andırıyor diyerek başlayalım…
BU CAMİA SENİ TAŞIMAZ! - 16/05/2018
Basketbol için çırpınan, fikir üreten, yöneten, çalışan, emek veren, tribünde destekleyen, eleştiren veya sahiplenen, kısaca kendisini Trabzon’da basketbolun bir parçası olarak gören kim varsa arka planda hor görüp aşağılarken,
ONUR MÜCADELESİ - 08/05/2018
Şöyle maç öncesine baktığımız zaman karşılaşmanın favorisi hiç kuşku yok ki Yeşilgiresun Belediyespor’du.
MUTLU SON’A(!) BİR ADIM DAHA! - 24/04/2018
Ligin 26. Haftasında Demir İnşaat Büyükçekmece’ye karşı geri dönen iki yabancımızla çıktığımız maçta beklediğimiz gibi mağlup olarak küme düşme hattına bir adım daha yaklaştık.
BU AYIP HEPİNİZİN - 17/04/2018
Basketbolda “Geliyorum” diyen ve sürekli uyardığım kriz sonunda patlayarak Trabzonspor markasını yerle bir etti.
ATEŞTEN GÖMLEK - 10/04/2018
Öncelikle kimsenin yanaşma cesareti gösteremediği çok zor bir dönemde ateşten gömleği giyerek Trabzonspor’a sahip çıkma cesaretini gösteren Ahmet Ağaoğlu ve ekibini kutluyorum.
GOLFU SEVEN - 03/04/2018
Kolay iş değil. Olabilecek çoğu insan uzak dururken, Ahmet Ağaoğlu ise çok zor bir dönemde Trabzonspor başkanlığına adaylığını açıklama cesaretini gösterdi.
YANLIŞTAN DÖN BE USTA? - 27/03/2018
Yazmayacağım diyorum ama yazmadan da olmuyor çünkü canım yanıyor.
AİDİYET DUYGUSU KAYBOLUNCA - 20/03/2018
Ligin 21. Haftasında eski koçumuz Nenad Markovic’in çalıştırdığı Gaziantep Basketbolu 91-86 mağlup eden Trabzonspor çok kritik bir galibiyet aldı.
 Devamı